Türkiye’de elektrikli otomobil satışları 2025’in ilk çeyreğinde önemli bir artış gösterdi. Ancak, Renault, Volkswagen, Fiat ve Toyota gibi köklü markalar, düşük elektrikli araç paylarıyla pazarın gerisinde kaldı. Hakan Kaplan’ın 9 Nisan 2026 tarihli raporuna göre, Türkiye otomobil pazarı 2025’in ilk çeyreğinde daralma yaşarken, elektrikli otomobil segmenti büyümeye devam etti. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, ocak-mart döneminde otomobil ve hafif ticari araç pazarı yüzde 6,5 daraldı ve otomobil satışları 210.688 adette kaldı. Ancak bataryalı elektrikli otomobil satışları aynı dönemde 38.028 adede yükselerek toplam otomobil pazarında yüzde 18,05’lik bir pay elde etti. Bu durum, pazarın genel trendi ile elektrikli araçlar arasındaki farklılaşmanın belirginleştiğini gösteriyor.
EBS Danışmanlık tarafından sağlanan veriler, bu büyümenin markalar arasında eşit bir şekilde dağılmadığını ortaya koyuyor. Türkiye’nin en çok satan otomobil markaları arasında Renault’nun elektrikli araç payı yalnızca yüzde 1,51, Volkswagen’in yüzde 2,79, Fiat’ın yüzde 4 ve Peugeot’nun yüzde 4,24 seviyesinde kalıyor. Toyota’nın ilk çeyrek için elektrikli araç payının yüzde 0 olması ise dikkat çekici bir durum. Öte yandan, Opel yüzde 18,91, Citroen yüzde 26,07 ve Togg yüzde 100’lük bir pay ile daha agresif bir strateji sergiliyor.
Bu tablo, geleneksel büyük markaların elektrikli araç geçişinde hâlâ temkinli davrandığını gösteriyor. Bu temkinliliğin arkasında yalnızca model eksikliği yatmıyor. Ticaret Bakanlığı’nın elektrikli ve şarj edilebilir araçlar için belirlediği tebliğ, markaların satış sonrası servis ve çağrı merkezi altyapılarını kurmasını talep ediyor. Yani, Türkiye’ye elektrikli model getirmek sadece araç temin etmekle kalmıyor; aynı zamanda güçlü bir servis organizasyonu ve teknik hazırlığı da gerektiriyor. Bu durum, bazı markaların ürün gamı hazır olsa bile pazara daha yavaş giriş yapmalarına neden oluyor.
Aynı veriler premium segmentte tamamen farklı bir tablo sunuyor. BMW’nin elektrikli araç payı yüzde 29,41, Mercedes’in yüzde 21,98 ve Volvo’nun ise yüzde 54,15 seviyesine ulaşıyor. Aslında bu durum bir sürpriz değil, çünkü üst segmentteki müşteriler yeni teknolojilere daha hızlı adapte oluyor ve markalar elektrikli ürün yelpazelerini daha görünür kılıyor. Test ettiğimiz modellerde ise menzil, performans ve yazılım deneyimi ikna edici seviyelere ulaştığında kullanıcılar elektrikli araçlara geçişte daha cesur davranmaya başlıyor.
Marka | Pazar | EV Satış | EV Payı
—|—|—|—
Renault | 31.963 | 484 | %1,51
Toyota | 20.524 | 0 | %0,00
Volkswagen | 15.287 | 426 | %2,79
Hyundai | 14.890 | 1.304 | %8,76
Peugeot | 13.534 | 574 | %4,24
Fiat | 10.727 | 429 | %4,00
Opel | 9.738 | 1.841 | %18,91
Togg | 9.419 | 9.419 | %100,00
Citroen | 8.739 | 2.280 | %26,07
BYD | 6.127 | 6.100 | %99,56
BMW | 4.812 | 1.415 | %29,41
Mercedes | 5.373 | 1.181 | %21,98
Volvo | 4.146 | 2.245 | %54,15
Not: Tablo, ocak-mart döneminde Türkiye otomobil pazarında elektrikli payı düşük kalan yüksek hacimli markalar ile elektrikli araçlara daha fazla odaklanan markaları karşılaştırıyor. Kaynak: EBS Danışmanlık, ODMD.
Büyük markaların üzerinde artık daha fazla baskı var. Toyota’nın küresel ölçekte 2030 yılına kadar en az 30 tam elektrikli model sunma hedefi bulunmakta ve Avrupa pazarında ürün yelpazesini genişletme planları açıkça ortada. Ancak, Türkiye’de ilk çeyrek verilerinde sıfır elektrikli araç payı görmek, uluslararası strateji ile yerel ürün akışının aynı hızda ilerlemediğini ortaya koyuyor. Benzer bir durum Renault, Volkswagen ve Fiat gibi yüksek hacimli markalar için de geçerli. Pazar büyürken geri planda kalmak, özellikle elektrikli satışlar toplam pazarda çift haneli paya ulaştıktan sonra kısa vadeli bir tercih olmaktan çıkıyor. Türkiye’deki tüketicilerin elektrikli araçlara geçiş konusunda düşündüğümüzden daha istekli olduğu görülüyor. Asıl merak edilen soru, bu talebin karşılanıp karşılanamayacağıdır.