Yumaklı tarımsal hasılayla övünüyor, Türkiye kendi kendine yetemiyor: ‘Gerçek başarı, halkın gıdaya ne kadar ucuza erişebildiğidir’

Haber gorseli

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin tarımsal hasılasının 83,2 milyar dolarla ‘tarihi rekor kırdığını’ açıkladı. Yumaklı, Türkiye’nin tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada ise 7’nci sırada yer aldığını söyledi. Yumaklı’nın açıkladığı veriler yeni değil. Türkiye, 1980-1990 yılları arasında da bu sıralardaydı. O zamanlar kendi kendine yetebilmeyi başaran Türkiye, şimdilerde OECD ülkeleri arasında yapılan karşılaştırmada gıda enflasyonunda açık ara birinci çıkıyor.

‘ENFLASYON BALONU VE BASKILANAN KUR’

Tarım Orman-İş Genel Başkanı Yusuf Kurt, Yumaklı’nın açıklamalarını Cumhuriyet’e değerlendirdi. Kurt, “Rekor diye sunulan 83,2 milyar dolarlık hasıla, üretim mucizesinden değil, baskılanan döviz kuru ve fahiş gıda enflasyonundan kaynaklanıyor. Diğer taraftan Türkiye, fındık gibi tekel ürünleri çıkarıldığında stratejik gıdalarda Fransa’nın yarısı kadar üretebilirken, kişi başına düşen üretimde geçmiş yılların bile gerisine düştü” dedi.

Başarının ‘kağıt üstünde’ olduğunu söyleyen Kurt, “Bu başarı, ne tarlasında borçla boğuşan çiftçiye yansıyor ne de markette et, süt ve ekmek alamayan tüketiciye” ifadesini kullandı. Dünya Bankası’nın hesaplarına göre rekorun formülünü “enflasyon balonu ve baskılanan kur” olarak tanımlayan Kurt, “Fiziksel olarak tek bir kilo ürün azalmadığı halde, kur serbest kaldığı an Avrupa birinciliği unvanı tamamen kaybolmaktadır. Diğer taraftan enflasyon düşerse: Türkiye’de gıda enflasyonu düşüp iç piyasa fiyatları normalleştiğinde, formüldeki ürünlerin TL satış fiyatı çarpanı küçülecektir. Enflasyonun gerilemesiyle birlikte TL bazlı toplam ciro daralacak, bu da hasılanın dolar karşılığını hızla aşağı çekerek illüzyon balonunu söndürecektir” değerlendirmesini yaptı.

‘TÜRKİYE, 1980 YILINDAKİ VERİLERİNDEN BİLE GERİDE’

TÜİK verilerine yönelik bir değerlendirme yapan Kurt, “TÜİK verileri nüfusa oranlandığında, Türkiye’nin temel stratejik gıdalarda çağın gelişen teknolojisine ve üretim imkanlarına rağmen aslında yerinde saydığı, hatta kayda değer hiçbir ilerleme kaydedemediği açıkça görülüyor. Türkiye 1990 yılında 56 milyon nüfusla 20 milyon ton buğday üretiyordu ve kişi başına düşen yerli üretim 357 kilogram seviyesindeydi. Bugün nüfus 85 milyonu aşmışken yerli üretim 17,9 milyon tona geriledi; kişi başı üretim 210 kilograma çakıldı. Üretim teknolojilerindeki gelişmelere rağmen buğdayda net bir gerileme yaşandı” diye konuştu. Benzer bir örneği çiftlik hayvanları için de veren Kurt, “Türkiye 1980 yılında 44 milyon nüfusa sahipken ahır ve ağıllarında yaklaşık 17 milyon büyükbaş ve 68 milyon küçükbaş hayvan barındırıyordu. Kişi başına 1,54 küçükbaş hayvan düşüyordu. Günümüzde ise yine enflasyon verilerinden tanıdığımız TÜİK verilerine göre küçükbaş hayvan varlığı 57,8 milyon, büyükbaş hayvan varlığı 17.7 milyona seviyesindedir. Türkiye henüz 1980 yılındaki kişi başı hayvansal üretim kapasitesinin bile gerisindedir” dedi.

‘AVRUPA’DA BİRÇOK ÜLKENİN GERİSİNDE KALIYOR’

Dünya Bankası’nın hesaplama yönteminin iklim ve coğrafyanın ülkelere sağladığı doğal tekel avantajını ayırt edemediğine dikkat çeken Kurt, “Türkiye; fındık, kuru incir ve kuru kayısı gibi küresel pazarda fiyat belirleme gücüne sahip olduğu niş ürünler sayesinde toplam hasılasını yapay olarak büyütmektedir. Eğer başarı ölçütünüz ‘Uluslararası bir kurumun formülündeki dolar karşılığı’ ise, evet, Türkiye Avrupa birincisidir ve bu bir rekordur ve zaten geçmiş yıllarda da dünyada Avrupa’da üst sıralardaydı. Ancak başarı ölçütünüz ‘Ülkenin kendi halkını ne kadar ucuza besleyebildiği, toprağından ne kadar yüksek fiziksel verim alabildiği ve dışa bağımlı olmadan ne kadar temel gıda üretebildiği’ ise, bu birincilik tamamen kur ve enflasyon makasından kaynaklanan istatistiksel bir aldatmacadır. Kendi tekel ürünlerimizi çıkardığımızda Türkiye, Avrupa’da birçok ülkenin tarımsal verimliliğinin ve üretim gücünün fiziki olarak gerisinde kalmaktadır” ifadelerini kullandı.

‘ÇÖKÜŞÜ GİZLEMEYE YETMİYOR’

Gerçek başarıyı “halkın gıdaya ne kadar ucuza erişebildiği ve çiftçinin girdi maliyetleri altında ezilmeden ne kadar kazanabildiği” olarak tanımlayan Kurt, “Bugün Türkiye, ‘hasıla rekorları kırıyoruz’ algısının gölgesinde, dünyada savaştaki ülkelerin hemen ardından gıda enflasyonunda dünya üçüncüsü, OECD ülkeleri arasında ise açık ara birincidir. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle çiftçi ürettiğinden kazanamazken, eriyen satın alma gücü nedeniyle tüketici de en temel protein kaynaklarından mahrum kalmaktadır. Tarım Bakanlığı’nın paylaştığı istatistiksel rekorlar sahadaki yapısal çöküşü gizlemeye yetmiyor; tahliller yalan söylemese de, yanlış tahlillere bakarak yaratılan başarı algısı gerçeği yansıtmıyor” diye konuştu.

yok

Author: Burak Yıldız